1,2k-A A+A

315: Şeriata Aykırı Davranmak

Soru:

Selamun aleykum hocam, şeriata aykırı bazı kanunlar yapan; bunun haram olduğuna ve yaptığının yanlış olduğuna itikad ederek yaparsa kâfir mi olur? Bu konu kafamı karıştırıyor. Bir şeye izin vermek veya bir şeyi emretmek her durumda istihlal değil ki yoksa yanılıyor muyum? Örnek: Baba oğluna içki almasını söylüyor hatta ''eğer almazsan döverim'' diyor, bu baba yaptığının haram ve yanlış olduğuna itikad etmiş, nefsine uyuyor ve Allah merhamet etmezse cezalandırılacağını da biliyor, bu baba küfre girer mi? Şimdi ülkeyi yöneten yönetici demokrasi ve laikliğin küfür olduğunu hakimiyetin Allah’ın hakkı olduğunu söylüyor diyelim ancak hakikatte bazı meselelerde şeriata aykırı hükümler veriyor, Şeriata aykırı davranılmasına izin vermek veya şeriata aykırı davranılmasını emretmek haram değil midir (eğer yönetici bizatihi şirk veya küfür bir hükmü emretmiyorsa)? (Günümüzde ben öyle bir yönetici bilmiyorum, sadece bu meseledeki küfrün sebebini daha iyi kavramak için soruyorum.)

Cevap:

Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhû. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Değerli kardeşim, şeriata aykırı hüküm yapmak ister bu hükümleri yaparken helal olduğuna inansın ister haram olduğuna, ister günaha girdiğine inansın, ister inanmasın şeriata aykırı kanun koymak kendi zatında küfürdür. O kimse kendisini rab konumuna koymuş oluyor. Çünkü müstakil kanun va’zetme Rububiyetin özelliklerindendir. Allah-u Teâlâ kendisinden bahsederken “İyi bilin ki yaratmak ve emretmek O’nundur!” (Araf, 55) buyurmaktadır. Başka ayette “Hüküm ancak Allah’ındır!” (Yusuf, 40) buyurur. Başka ayette “Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği bir dini va’zeden ortakları mı var?” (Şura, 21) buyurmaktadır.

Bu idareciler genelde kanun koyarlarken Allah’ın hükümlerine göre değil, ya batıyı taklit ederek veya beşerin koymuş olduğu ilke ve hükümleri esas tutarak kanun yaparlar. Bu fiilde kendi zatında küfürdür. Çünkü tağuta muhakeme kısmına girmiş olur. Nisa 60. ayet böyle yapan kimselerin iman etmiş olamayacaklarını söylemektedir.

Devlet idarecileri kanun koyarlarken bu hükümler her vatandaşı kapsar, onlar için esas tutulur. Bu hükümlere boyun eğmek zorundadırlar. İtiraz eden ve karşı duranlar cezalandırılırlar! Şeklinde koyarlar.

Misal veriyorum: Bu devlette içki içmek ve satışını yapmak serbesttir. Birileri içkiye karşı tavır yaparlarsa mesela içki içmek ve satmak haramdır, münkeri elle değiştirmek gerekir dedikten sonra satıcının dükkanındaki içkileri kırarsa yani eliyle münkeri değiştirirse, böyle bir devlette suçlu konumuna düşmüş olur. Koydukları kanunlarla böyle bir kişi yargılanır ve yaptığı eylemden dolayı cezalandırılır. Ben İslam’a uydum, İslam’a göre yanlış bir şey yapmadım diyemez!...

İbni Kesir (rahimehullah) şu ayetin tefsiri ile ilgili olarak şunu söyler:

"Cahiliyenin hükmünü mü istiyorlar? Yakinen inanan bir millet için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50) ayeti hakkında şöyle dedi:

"Bütün hayırları kapsayıcı, bütün şerleri ortadan kaldırıcı ve adil olan Allah’ın hükümlerinden çıkıp da şahsi görüşlere, hevalara ve Allah’ın şeriatine dayanmayan, insanların koyduğu prensiplere dayalı kanunlara başvuranları, Allah-u Teâlâ müslüman olarak kabul etmemektedir. Aynı cahiliye ehli gibi... Onlar görüşleri ve hevalarıyla ortaya koydukları sapık ve cahili hükümlerle hükmediyorlardı. Aynı Tatarların, kralları Cengiz Han tarafından kendilerine konulmuş "Yesak"ı anayasa edinip onun kanunlarıyla hükmetmeleri gibi...

Bu "Yesak"; yahudi, hristiyan, İslam ve diğer milletlerin kanunlarından alınmış hükümlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir anayasa kitabıdır. Onda sırf Cengiz Han’ın görüş ve hevalardan alınmış bir çok hükümler vardı. Bu kitap Cengiz Han’ın oğulları arasında, Allah’ın Kitabı’ndaki ve Allah’ın Rasûlü’nün sünnetindeki hükümlerin önüne geçirilen, kendisine tabi olunan bir şeriat oldu. İnsanlardan kim bunu yaparsa o kâfirdir. Allah’ın ve Rasûlü’nün hükmüne dönünceye, az ya da çok (küçük ya da büyük) her konuda bununla hükmedinceye kadar onunla savaşmak farzdır." (İbn Kesir Tefsiri c: 2, s: 68)

Bir babanın oğlundan içki almasını talep etmesi, yerine getirmediğinde cezalandırması helal saymadığı sürece haramdır. Bu eylem ile kanun koyma arasında fark vardır. Eğer baba evde şöyle bir kanun koyarsa: Bu evde içki içmek serbesttir. Dışarı örtülü olarak çıkılmaz. Muhalefet edenler cezalandırılır!. Böyle bir halde babada küfre girer. Meselenin daha iyi anlaşılması için Ebu Muhammed El-Makdisi’nin “Asrın Mürcielerine Reddiyeler” adlı kitabını okumanı tavsiye ederim.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

8 Ağu, 2017 Musa Ebu Cafer
Etiketler: Şeriat