959-A A+A

138: Güncel Şirkleri İşleyen Kimseler Hakkında

Soru:

Selamun aleykum hocam, Namaz kılan İslamı seven ibadetlerini yapan ama günümüzdeki güncel şirkleri işleyen kimseler anladığım kadarıyla cehalet ve tevilleri sebebiyle mazurlar bu insanlara karşı ihtiyatlı olmak için tekfirden uzak durulmalı diye anlıyorum bu kimseler için hiç bir hüküm vermeme yani müslümanda olabilirler kâfirde bunu en doğrusunu Allah bilir şeklindeki bir itikat caiz midir? Yoksa bu Mutezilelenin mi akidesidir?

Cevap:

Aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Değerli kardeşim! Biz bahsettiğin güncel şirkleri işleyen kimseleri mutlak olarak cehalet ve tevilleri sebebiyle mazur görmüyoruz. Bilakis kendisi için sabit olan şirke münasip değerlendiriyoruz. Sabit olan diyorum, çünkü hem şari'nin hitabında şirk veya küfür olarak sabit olması ve ikincisi failin vakasında fail için sabit olması gerekir. Ve şirke münasip diyorum, çünkü şirkin açığı, zahir olanı var ve hafi, gizli, araştırmaya muhtaç olanı var. Bu şirkin iki nevi, büyük ve küçük şirk için geçerlidir. Muasır hadis ehli âlimlerin bu husustaki ihtilafı sadece büyük şirki cehaleten ve teville işleyenin doğrudan İslam milletinden çıkıp, çıkmayacağı yöndedir. Dinin aslında cehaleti mazeret görmeyenler zahir büyük şirkin işlenmesiyle failin milletten çıktığını savunurken, dinin aslında cehaleti mazeret görenler failin milletten çıkmadığını savunurlar. Lakin bununla beraber istitabenin acilen yapılmasını lazım görürler. Tekfir hükmünü vermeğe gelince bundan halk uzak durmalı, ilim ehline tabi olmalı. Bu kısa cevapta bunu yeterince açmak mümkün değil. Sana bu hususta inşallah yakında nakil yayınlarından çıkacak olan kitapları kıraat etmeni tavsiye ederim.

Ama muamalatta asıl olan hükmün zahire göre olduğudur. Binaen aleyh İslam alametlerini izhar eden kişi hükümde müslümandır. Hakikati Allah (azze ve celle)'ye havale edilir. Ancak hakikatinin zahirine muhalif olduğunu müşahede edersek yukarıda dediğim gibi kendisi için sabit olan şirke veya küfre münasip değerlendirilir.

"Müslümanda olabilirler kâfirde bunu en doğrusunu Allah bilir şeklindeki bir itikat caiz midir? Yoksa bu Mutezileleninmi akidesidir" sorusuna gelince. Hayır böyle bir hüküm caiz olmaz. Çünkü hüküm zahiren sabit olana mevkuftur. Muayyen kişi dört halin dışına çıkmaz: Ya İslam'ı malumdur. buna İslam hükmünü vermek vaciptir. Ya küfrü malumdur. Buna küfür hükmünü vermek vaciptir. Veya mesturu'l-hal dir. Bu hükmen müslümandır ama muamalatta tevakkuf edilir. Veya meçhulu'l-hal dir. Bunun için aslen hangi hüküm sabit ise o hüküm istishab edilir. Bunları Mutezilele fırkasının sapıklıklarıyla karıştırmamak lazım. Çünkü Mutezilele fırkası şirki veya küfrü irtikap etmiş olanı tartışmaz, kebair cinsinden masiyetleri işleyeni dünya hukukunda müslüman görür, ama ahirette ebedi cehennemlik kabul eder.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

8 Ağu, 2017 Tarık Ebu Abdullah
Etiketler: Şirk, Cehalet