291-A A+A

481: Bu Davanın Kadınları Savaşsaydı Tevhid Sancağını Dikmişlerdi Sözü Doğru mudur?

SORU

“Bu davanın kadınları silah kuşansaydı çoktan İslam sancağını dikmişlerdi, erkeklerin yapamadığını bacılarımız yapardı.” Hocam bu sözleri pek çok kişi söylemektedir? Bunun hakkındaki düşünceleriniz çok önemli gördüm, Allah razı olsun hocam.

CEVAP

Hamd Allah’a mahsustur.

Muhterem kardeşim hiç şüphesiz bu ümmetin kadınları ve hususen cihad ehli kadınları bu davanın en önemli unsurudur. Zira düşmanın hedefi İslam topluluğunu ifsat etmektir. İslam topluluğunu koruyacak tek gerçek vesile de cihaddır. Ve İslam topluluğunun temel taşı Müslüman kadındır. Dolayısıyla Müslüman kadın ümmetin kurtuluş hareketine, Allah yolunda cihada ne kadar iştirak ederse o kadar zafer yakın ve kesin olacaktır. Ancak Müslüman kadının cihadı erkeğin cihadı gibi değildir. Allah (azze ve celle) erkeği farklı ve kadını farklı yaratmıştır ve her birine cinsiyetine münasip emirler vermiştir. Evet! Kadın erkeğin şakikidir (mislidir). Ama şeriatın erkekten farklı kılmadığı yerlerde şakikidir. Ve evet! Müslüman kadın şeriatın kadın için beyan ettiği surette cihad ile mükelleftir. Hatta savaşla mükellef olduğu durumular vardır. Veya savaşa katılması caiz olduğu durumlar vardır. Bunun tafsiline girmeyeceğim. Sual edilen bu değil. Sual edilen soruda zikri geçen sözün doğruluğudur.

Buna cevaben derim ki, bu söz ne şeran ve ne de aklen doğrudur.

Şeran doğru değildir çünkü Allah (azze ve celle) kadına savaşı emretmemiştir. Çünkü onu yönetici olarak yaratmamıştır. Savaşın gayesi yönetimdir. Kadın ise şeran ne savaşmaya ve ne de yönetmeye salihtir.

İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın ihraç ettiği hadiste Aişe (radıyallahu anha) şöyle demiştir:

يَا رَسُولَ اللهِ نَرَى الْجِهَادَ أَفْضَلَ الْعَمَلِ أَفَلاَ نُجَاهِدُ قَالَ لاَ لَكِنَّ أَفْضَلَ الْجِهَادِ حَجٌّ مَبْرُورٌ

“Ey Allah’ın Rasûlü! Amellerin en faziletlisi olarak cihadı görüyoruz. Cihad etmeyelim mi?” Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Hayır! Lakin (sizin için) cihadın en üstünü mebrur haçtır” buyurmuştur.

Ve İmam el-Buhari (rahimehullah)’ın Ebu Bekra (radıyallahu anhu)’dan ihraç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurmuştur:

لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً

“İdaresini bir kadına teslim eden bir topluluk iflah olmaz.”

Ayrıca kadına emredilmiş olan tesettür ve yabancı erkeklerle ihtilat olmaması onun için savaşmayı çok zor hale sokmaktadır.

Ve aklen doğru değildir çünkü kadın bedensel ve fikri olarak zayıftır. İki güç ise savaşta ve yönetimde başarılı olmak için elzemdir. Kadın yaratılışı itibariyle mantıksal olmaktan çok duygusaldır. Başarılı savaş ve yönetim ise akli gücün semeresidir. Bunun için Allah (subhanehu ve teâlâ) Talut için şöyle buyurmuştur:

إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَاهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ وَاللَّهُ يُؤْتِي مُلْكَهُ مَنْ يَشَاءُ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

“Muhakkak ki Allah onu sizin üzerinize (yönetici) seçmiştir. Ona ilimce ve vücutça bir üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah Vâsi’ ve Alîmdir.” (el-Bakara sûresi, 247. âyet)

İstisnai haller şüphesiz vardır. Hem fikren ve hem bedenen güçlü olan kadınlar var elbette. Ama âmmenin maslahatı nadirata bina edilmez.

Kadının dinimizdeki ve hususen dinin ikamesindeki konumu fevkalade önemlidir. Müslüman kadının bu davada ne kadar samimi, kararlı ve sabit olduğu eskiden de ve bugün de malumdur. Nitekim bu davanın ilk şehidi kadındır! Ve bugün nice izzetli ve iffetli kadınlar dinleri uğruna tehlikeye, sevdiklerini kaybetmeye, eziyete ve esarete ilahi rıza için razı olmuşlardır.

Ama değil İslam tarihinde insanlık tarihinde kadınların sancak diktiği görülmemiştir. Amazonlar yunan mitolojisinde bir efsanedir. Tarihte savaşçı kadın topluluklar olmuş idiyse de bunlar ancak çok az ve çok nadir olmuşlardır. Allah (azze ve celle) kadını savaşmak için yaratmamıştır. Hayır! Bu ümmetin erkekleri henüz tükenmedi ve tükenmeyecek. Ancak cihad sahalarından uzak olan bu ümmetten erkekliğin gittiğini zannedebilir. Heyhat! Nice erkekler tevhid sancağını taşımak için ve Allah’ın kelimesini en yüce kılmak için kanlarını seve seve akıtırlar. Ama her şeyin bir zamanı vardır. Güneş doğmadan gün olmaz. Gün olunca da karanlık kalmaz.

مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا

“Mü’minler arasında Allah’a verdikleri sözde içtenlikle sebat eden nice yiğitler vardır. Onlardan kimisi (Allah için canını vererek) adağını yerine getirdi. Kimisi de beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (el-Ahzab sûresi, 23. âyet)

5 May, 2020 Tarık Ebu Abdullah
Etiketler: Kadın, Tevhid, Dava, Sancak